Mektup:Aisha
Deniz Caparros Machuca
Tercume: Mehmet Yüceli - turconur@hotmail.com
BİSMİHİ SUBHANEHU
RİSALE-İ NURLARLA YENİDEN DOĞDUM
Bundan bir sene kadar evveldi, Türkiye’ye
gelmeye karar verdiğimde, beni burada bekleyen
iyi insanları ve başıma gelecek güzel
olayları hayal dahi etmemiştim. Çünkü hiç
tanımadığım bir ülkede ve tanımadığım
insanlar arasında Her şey tehlike ve risk
görünüyordu.
Türkiye ye daha önce bir haftalığına turist
olarak gelmiş ve hayran kalmıştım her zaman
iştiyakla tekrar gelmeyi arzulardım bunun
sebebini bilemiyor kendime de hayret ediyordum
çok samimi olduğum arkadaşım Sonia ile
Türkiye ye gidip orada çalışalım diye
devamlı ısrar etmiştim, aradan epey zaman
geçtikten sonra, Sonia aslen İspanyol olan
arkadaşı Hamza vasıtası ile Türkiye den
gelen Mehmet YÜCELİ ağabey ile tanışıyor ve
onun Türkiye den geldiğini öğrenince çok
seviniyor ve Türkiye ye gelip çalışmak
istediğimizi ona söylüyor oda kendisinin
yabancı dil kursunda öğretmenlik
yapabileceğimizi fakat maddi olarak fazla bir
şey beklemememizi söylüyor Sonia bana haber
verdiğinde ben çok sevinmiş ve hemen şartlar
ne olursa olsun kabul etmiştim uzun süren
Türkiye hasretim artık bitecekti ve çok
mutluydum…
Ailem, Ailemin ve arkadaşlarımın olmayacağı
başka bir ülkeye gitmeye karar verdiğimi
duyduklarında memnun olmadılar ama bu
isteğimde kararlı olduğumu görünce hepsi
beni desteklediler. Bunu başlangıçta bir
macera olarak gördüm. Türkiye de yaşamayı
neden bu kadar istemiş olduğumu ve hala neden
burada yaşamak istediğimi bilmiyordum. Bu
ruhumdan ve kalbimden gelen bir his ki
kelimelerle açıklayamayacağım bir hal.
10 Eylül 2006 da Sonia ve arkadaşı Hamza ile
birlikte Türkiye ye ve şuanda kaldığım
İzmir e geldik. İçimden bir şey bana burada
önemli bir şeyler yapmam gerektiğini
söylüyordu. Çok heyecanlıydım sonun da
İzmir de, kalıp ve çalışacağımız Mehmet
YÜCELİ ağabeyin işlettiği yabancı dil
kursuna ulaştık… Burada çok sıcak
karşılandık hiç yabancılık çekmedik herkes
güler yüzlü ve samimi insanlardı. Mehmet
ağabey bize kalacağımız yeri gösterip
çalışma şartlarını anlattı bizler Türkiye
ye gelmenin sevinç ve heyecanı ile kalma
şartları ağır olduğu halde ve birçok
imkânsızlıklar bulunduğu halde kabul ettik,
güya çalışmaya gelmiştik ama hiçte para
kazanma hırsımız yoktu, içimizde bir boşluk
vardı ve burada huzur buluyorduk.
Mehmet YÜCELİ ağabey bizlerle sözleşmeyi
yaparken kendisinin bazı kitapları İspanyolca
ya tercüme ettiğini bizimde günlük bir saat
ona yardımcı olmamızı söyledi bizlerde kabul
ettik fakat ne tür bir kitap olduğunu nelerden
bahsettiğini bilmiyorduk. ve işe başladık
birkaç gün sonra Ramazan ayı geldi herkes gün
boyu hiçbir şey yemeden içmeden duruyordu ilk
defa karşılaştığımız bir olaydı bu.
Mehmet ağabey bizlere tercüme işini
hatırlatarak Ramazan ayındayız ve Ramazan
İktisat ve şükür risalesini tercüme etmemizi
söyledi ben ve Sonia tercümelere başladık bir
saat anlaştığımız için işimizi bitirip
bırakmayı düşünüyorduk fakat nasıl
olduğunu bilemiyor öğleye doğru 11.00 de
başladığımız tercüme çalışmasından bir
türlü kendimizi alamıyorduk ve 8 saat boyunca
iftar vaktine kadar tercüme yapmıştık… 3
gün için de ramazan risalesinin tercümesini
bitirdik ve ramazan ayı boyunca bizlerde oruç
tutmaya karar verdik sebebini bilemiyorum
içimizden öyle geldi. Daha sonra Küçük
sözler ve 10. söz risalelerini tercümeye
başladık tercümeye başladıktan sonra kendimi
daha iyi hissetmeye başladım tercüme
yaptığım zamanlarda büyük bir sakinlik ve
huzur hissediyordum içimdeki boşluğunda da
yavaş yavaş dolduğunu anlıyordum…
Beni en çok etkileyen 1. söz ve 2. sözler oldu
anlaşılması kolay olduğu için küçük
sözler den çok etkilendim… 10. sözü
okuduğum zaman kâinatta ki her şeyin bir
yaratıcısı olduğunu ve her şeyi yoktan
yaratanın onları tekrar öldükten sonra
yaratabileceği gerçeği bana çok ikna edici ve
mutluluk verici geldi çünkü ölümden sonra
tekrar hayat devam edecekti gerçi ben inkâr
etmiyordum fakat inanmış da değildim…
Risale-i nurlar sadece içerdiği hakikatler
için değil asrımızın anlayışına hitap
eden üslubu da onun büyük bir
ayrıcalığıydı, gerçekten de risalelerde
ikna edici bir tad bulmuş ve okumaktan kendimi
alamıyordum risaleler günlük hayattan
misallerle iman hakikatlerini izah ederken her
kesimden insanın hatta çocukların dahi
anlayabileceği bir uslub kullanmıştı, eğer
daha ağır bir uslub da olsaydı risaleleri
herkes anlayamayacak ve bu kadar ilgi
görmeyecekti Benim için Risaleleri tercüme
etmek artık bir zevk olmakta ve çok şeyler
öğrenmekteydim. Her gün işimi daha çok
seviyor ve etrafımda ailem gibi hissettiğim
arkadaşlarım olduğundan çok mutluydum. Ve
içimde bir şeyler daha var olduğunu
hissediyorum. Bunu Risale-i Nur tercümelerine
bağlıyorum.
Risale-i Nurlarda benim düşünce şeklime uyan
bir benzerlik buldum ve böylece Risale-i Nur
vasıtasıyla Kur’an a ulaşmış oldum.
Kur’an ın o güzelim ayetleri bana çok
mucizevî geliyordu. Bir insan bunu yazmış
olamazdı. Hiçbir zaman inanıp inanmamakta
şüphe yaşamadım, sadece inandım.
Şunu söylemem gerekir ki, İspanya’da
yaşıyorken, din ile ilgili problemler yaşıyor
ve tartışıyordum. Hz. İsa (as) in ve Kutsal
Ruhun Allah ile aynı olabileceğini hiçbir
zaman kabul edemedim. Ve çoğu kilisenin dini
uygulama şekli normal değildi ve birçok defa
bir ibadet yerinden ziyade bir ticarethane gibi
görülüyordu. Yinede hiçbir zaman bizi bir
Üstün varlığın yaratmış olduğu ve her
şeyi planladığı inancından uzak kalmadım.
İslam dini fıtratıma çok uygun geliyordu ve
İslam ı kabul etmek benim için zor olmadı,
biraz fıtri bir şekilde oldu ve fazla
zorlanmadım.
Böylece bir şeyler yapmam gerektiğini ve
tamamlamam gereken görevlerim olduğunu
hissetmeye başladım. Ve Ramazan da oruç
tuttum. Ramazanda iki defa hanımlar dershanesine
iftara davet edildim ora da gördüğüm ilgi ve
sıcaklık beni çok etkiledi beni davet
ettiklerinde bizzat kendileri geliyor ve beni
dershaneye kadar götürüp getiriyorlardı ilk
defa böyle bir ilgi ve alaka görüyordum hem de
hiç tanımadığım insanlardan hâlbuki benim
babam dahi beni böyle bir meselede bir defa bile
bir yere götürmemişti işte yol kendin bul
derdi bu karşılık sız ilgi ve sevginin bu
insanların imanından geldiğini sonradan
anladım.
Her gün saatlerce Risale-i nurları İspanyolca
ya tercüme ediyordum o kadar zevk alıyordum ki
Mehmet ağabeye biz burada sadece tercüme
yapalım bize para lazım değil İspanyolca
öğretmenliğini Hamza yapsın onun paraya
ihtiyacı var demiştim ,bizde Mehmet ağabey de
bizdeki bu hale şaşırıyorduk.. Bir seneye
yakın oldu Türkiye ye gelip nurları tanımam
tercümelerle gecen bu zaman içerisin de
İslamiyet ile ilgili birçok şey öğrendim…
Ve ikinci Ramazan ayına kavuşmak da nasip oldu
Ama bu seneki Ramazan farklıydı. Onu hissediyor
ve mutlu oluyordum. Bu şekilde daha da kolay
geçiyordu ve oldukça zevk alıyordum. Ve
Ramazan ayının İslam in bir parçası
olduğunu anlamaya başladım ve hissettim..
Başkaları benim oruç tuttuğumu fark edince
bana nedenini ve Müslüman olup olmadığımı
soruyorlardı. İlk önceleri ne söyleyeceğimi
bilemeden öyle kalıyordum ve cevabım aşağı
yukarı şöyle oluyordu: “ Eğer
Müslümanlığın ne olduğunu bana söylersen,
bende Müslüman mıyım değil miyim sana
söylerim. Eğer Müslümanlığı Allah’a
inanmak, Kur’an’ı ve Kur’an ın
gönderildiği Hz. Muhammed’e (a s v) ve Ondan
önceki peygamberlere inanmak olarak tarif
ediyorsanız, o zaman ben Müslüman ım.”
Bu sene İstanbul da yapılan 8. Bediüzzaman
sempozyum una katılmam ufkumun daha da
açılmasını sağladı ve Risale-i Nurlara
sadece benim değil tüm dünya insanlarının
ihtiyacı olduğu anladım.
İstanbul da beni çok şaşırtan bir şey oldu.
Normalde ben rüyalarımı uyanınca hatırlamam.
Ama bu son zamanda benim için çok önemli iki
rüya gördüm. Birincisini gördüğümde
İstanbul’da Sempozyuma katılmak için
bulunmaktaydım. Rüyamda, İspanya’daki
ailemin evindeydim ve masada yemek yiyorduk.
Üstat Bediüzzaman hazretleri de oradaydı.
Üstat konuşuyordu ve ben aileme onun
söylediklerini tercüme ediyordum! Ağlayarak
uyanmıştım ama mutluluk gözyaşı vardı.
Benim için rüya, gerçeğe yakınlaşmayı
ifade ediyordu. Ben Risaleleri tercüme ediyorum
ki, dileri İspanyolca olan diğer insanlar da bu
gerçekleri anlasınlar ve benim gibi onların da
kalbine iman ve kur’an nurları girsin..
Diğer rüyam yaklaşık bir hafta önce Kiralık
Bir daire arıyordum ve çok hoşuma giden bir ev
buldum. O gece rüyamda Bediüzzaman Said Nursi
hazretleri o evin salonunda bana isim koyuyordu.
Üç kere “Ayşe Deniz, Ayşe Deniz, Ayşe
Deniz ” dedi. Ertesi gün o evi tuttum ve
umarım artık bana Ayşe Deniz diye hitap
edilir.
2 Aralık benim doğum günüm ve bugün artık
Risale-i nurlardan aldığım iman nurları ile
kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum
İslamiyet i seçtiğimi artık herkese ilan
ediyorum Rabbim kabul buyursun Gaybı Allah bilir
ama Türkiye ye gelmemiş olsaydım ve Risale-i
Nur’lar benim elime tercüme için verilmemiş
olsaydı, İmanın ve İslam ın nurları beklide
benim kalbime ulaşmış olmayacaktı.
Ve Şimdi anlıyorum , aslında benim Türkiye
iştiyakımın kaynağı Kur’an in nurları
olan Risale-i nurlarmış.
2 Aralık 2007 İzmir
Ayşe Deniz (Marta)