Ziyaretci Defteri
Akademik Calismalar
Akademik Calismalar
Akademik Calismalar

Hizmet Haberleri

“Bu Eğilim Rusya İçin Tehlikelidir”

(Rus Gazeteci, Nadejda Kevorkova’nın bu  yazısı Sempozyum sonrası yazarın gözlemleri olarak  Gazeta gazetesinin 220. sayısında 23.11.2007 tarihinde yayınlandı)

Nursi Araştırmacılarının Sempozyumunda Adalet Araştırıldı.

Rusya’da yirminci yüzyılın en hoşgörülü âlimi Türkiyeli Said Nursi’yi yasakladılar. Gazeta’nın özel muhabiri bu yasağın sebeplerini 18 – 21 Kasım tarihinde İstanbul’da düzenlenen Dünya Risale-i Nur araştırmalarının VIII. sempozyumunda anlamaya çalıştı. 


Şahsi hiçbir şeyi, ailesi, mal varlığı, başını sokacağı bir evi hatta mezarı bile yok. Bütün hayatını imana adayan bir âlim. Birinci Dünya Savaşı kahramanı, esir düşmüş, tutuklu ve sürgün edilmiş. Cezalandırıcı yönetime karşı çıkma cesaretini göstermiş, inananlara aman vermeyen rejime ölümüne muhalefet etmiş. Söz sanki GULAG’a düşmüş bir Rus çilekeşinden açıldı, detaylar o kadar benzeşiyor ki. Fakat söz Türkiye’nin Allah’a karşı gelinen 1920 – 1950 yıllarının mütevazı tutsağını konu alıyor.  

           Türkiye’nin entelektüel ve bilim hayatı hayli zengindir, gerçi bu ülkenin üniversitelerini, onun Avrupa’daki en zengin müzelerini ve koleksiyonlarını, siyasi ve bilimsel olaylarını bilmeyen milyonlarca Rus turist buna çok dikkat etmez. Osif Brodskiy’in kin dolu hatıralarına ve Osmanlı zamanı ile Sovyet yöneticilerini kıyaslayan tuhaflıklarına bağlılıklarını koruyan kültürlü Ruslar İstanbul’a gitmiyor. Ticaretle uğraşanların kendi işleri başlarından aşkın. Almanlar ve İngilizler’in Aya Sofya’yı, antik harabeleri, Anadolu uygarlıklarını ve sonsuz güzel camileri gezerek eski ve bugünkü Türkiye’ye anlayış ve ilgiyle nüfuz ettikleri ortaya çıkıyor.
  

         Rusya adli mercileri Said Nursi’yi yasaklamasaydı Gazeta muhabirinin böyle bir sempozyuma katılacağının şüpheli olacağını tereddütsüz söyleyebilirim. Daha fazlasını söyleyeceğim. Tataristan Müslümanları arasında kütleler halinde aramalar yapılmasaydı -ki bu aramalarda sadece Nursi’nin kitapları değil Kur’an bile toplatıldı- bu yazarın tek bir broşürünü bile açmayacaktım. ABD’den İngiltere’ye, Filipinler’den Singapur’a kadar farklı dinlerden insanların bu oldukça zor felsefi metinleri hayranlıkla okuduklarını öğrenmeyecektim.

             BİLİM ADAMI  - MİLLİYET 

Nursi’yi araştıran ve onu takip eden 8000 kişi İstanbul’un en büyük salonunu kimi oturarak kimi ayakta hıncahınç doldurmuştu. Organize komitesinin başkanı Faris Kaya'nın söylediğine göre katılımcıların üçte biri Hıristiyan’dı ötekiler İslam dünyasındandılar. Ve iftiharla anlatıyordu 'Arapça yazılmayan yegâne tefsir olan Said Nursi’nin Arapçaya tercüme edilen bütün tefsiri İslam ilahiyatı ve Kur’an tefsirlerinin en önemli biridir. 'Siyasileri çağırmakta acele etmiyoruz fakat gücümüz ölçüsünde onları haberdar edeceğiz' dedi Faris Kaya. Ancak gelmek isteyenleri de kovmuyorlar. Mesela Türkiye’nin bugünkü başbakanı 1995 yılında belediye başkanı sıfatıyla sempozyuma misafir olarak katılmış.

Sempozyumun konusu; İslam hukuku, ilahiyatı ve etiğinin kilit kategorilerinden biri olan adaletti. Arapçası ve Türkçesi adalet, İngilizcesi justice. Türkiye’de ilgili bakanlık da böyle adlandırılıyor. Adalet bakanı, bakanlığı adına sempozyumu selamlama konuşmasını yapmayı mesleki görevi olduğunu söyledi. Sempozyumda çevre bakanlığından çok temsilci vardı nedense. Anlaşıldı ki Nursi insan ve dünya ahengi hakkında çok yazmış.

Nursi meğer Kürtmüş. Konuştuğum insanlar bunu gizlemediler bundan sansasyon da çıkarmadılar. Onlara Nursi ve bugün Irak sınırında dağlardaki Kürt savaşçılarına karşı harekete geçmeye hazır yığınak ile ilgili bir şey sorulmadı nasıl olduysa. Gazeteciler ilim adamının milliyeti konusunun özünü anlamaya çalışarak 'dağdakiler ilahiyatçı değiller teolog da değiller onlara ilham veren Nursi değil' dedi. Yeri gelmişken gazeteciler arasında da Kürt vardı.

                   

 

  FELSEFECİLERİN GEMİSİ

        Sempozyum felsefi kategorilerden, koridorlarda gür konuşmalardan ve fikir teatisinden ibaretti. İngiltere’den Profesör Colin adaletin felsefi anlayışını konu alan ayrıntılı bir tebliğ sundu.  İngilizler en kalabalık ve aktif gruptu. Profesör Colin’in meslektaşları dünya ve İngiliz basın yayın organlarında İslami konuların nasıl aydınlatıldığını konuştular. Nursi’nin daha ikinci dünya savaşından önce devlet ateizmi ve komünizmine karşı inananlar arasındaki ihtilafların ne kadar önemsiz olduğunu basiretle anlattığını söylediler.

       Rusyalı bilim adamları sempozyumu tam anlamıyla fethettiler. Felsefenin en zor konularını Türkçe ve Arapça rahatlıkla anlatarak şarkiyat ekolümüzün şöhretini teyit ettiler. Rusya Federasyonu Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsünden Dmitriy Vasilyev toplantıda Türkçe konuşan tek misafir oldu. İslam dünyasının Müslüman olmayan en büyük hukuk ve şeriat uzmanı Leonid Syukiyaynen Arapça konuştu. İkisi de zamanında Rus mahkemelerine Nursi’nin derin bir analizini yapmış ve bu mirasta aşırılık belirtisi veya başka bir ideolojik tehlike görememişlerdi. Rus mahkemesi bilim adamlarının düşüncelerine aldırmamıştı.

                                    TÜRK VERNADSKİ*’Sİ

Dimitriy Vasilyev, Gazeta muhabirine Said Nursi’nin Türkiye’e oldukça yaygın sufî düşünce geleneğinin tasavvufi eğilimine mensup olduğunu açıkladı. Fakat XX. yüzyılda inanca uygulanan geniş ölçekli kanlı kovuşturmalar onun ilahiyat düşüncelerini sufi geleneğinin dışına attı. Özellikle bu yüzden onun kitaplarında ilahiyat ve fıkıh ekollerinin dar sınırlarından çıkmak, sadece İslam içindeki ihtilaflardan değil Hıristiyan ve diğer inananlarla tartışmaktan kaçınmak bu kadar açık bir şekilde duyuluyor.

         Vasilyev Nursi’nin görüşleri itibariyle Rus geleneğinde Trubetskiy, Florenskiy ve Vernadski’ye yakın olduğunu düşünüyor. Bunların aşırı olduklarından ancak Stalin’in savcıları şüphelenebilirdi. “Köylü ihtiyarlar Nursi’yi okumaz ve bilmezler. Onlar İslam’da herhangi bir yenilikten korkarlar ancak onun fikirlerini sadece Türkiye’deki Müslüman intelijansiya bilmiyor. Zira bugünkü dünyamızda dini düşünce her şeyden önce eğitim alanında talep ediliyor” diyor Vasilyev.

     Hâlbuki Nursi sufilere sevgisini korudu. Ölmeden önce ünlü mutasavvıf ve şair Rumi’nin kabrini ziyaret etti.

      Rusya başkanının sufi şair Ömer Hayyam’ı okuduğunu  ve ondan alıntılar yaptığını anlattım ama bu şairin son takipçisi bizde yasaklandı. “Sıradan bir bilinç sufi şairleri , onların hayat şekillerinin sembolik anlatımlarını anlamaz ve bilmez. Ömer Hayyam’ı nasıl okuyorlar? Kadın ve şarabın neşeli şairi olarak. Fakat Hayyam ilim adamıydı, münzevi, riyazet yapan biri ve mutasavvıftı. “Sufi şiirinde şarap ve kadın kesinlikle bir hayranlık nesnesi değiller, hayal ve çabucak geçen hayatın imgeleridir. Aynı şekilde dönen dervişlerin dansları da bale değil ibadettir” açıklamasında bulundu Kanadalı İslam ve Nursi  uzmanı Fred Reed.

       Vatikan’ın Dinler arası Diyalog Konseyinin sekreteri Tomas Michel Nursi’nin eski  uzmanıdır. Nursi hayatta iken Vatikan’la yazıştı ve onların dinsiz dünyada inançlı  tutumlarıyla ortak çalışmalar yapma  düşüncelerini heyecanla benimsedi. Nursi’nin eserleri hakkında ,o da ,dinler arası diyalog sağlanması düşüncelerinin önemini belirterek Rusya başsavcısına rapor yazdı. Fakat fikirlerini önemsemediler.

       Peder Tomas, Nursi’nin inançlı insanların gayretlerinin takviye edilmesi düşüncesinin ancak ölümünden sonra II. Vatikan konseyinde destek bulduğunu hatırlattı. Nursi’nin biyografisi inancı uğruna hapishaneye, sürgüne ve ölüme giden imanlı bir insanın sarsılmaz metanetinin bir örneğidir.

O bu yönüyle Rusya Hıristiyanlarınca anlaşılır. Bizim bir mezar taşı olmayan binlerce binlerce çilekeşimiz var. Cizvit Michel İslam dünyasını ve onun batıda anlaşılmasının zorluklarını iyi bilir. Ancak o da Nursi’nin 14 kitabının Rusya’da yasaklanması olayına bir açıklama getiremedi. Onun verdiği bilgilere göre iki üç yazarın sadece birkaç eseri Fransa ve Suudi Arabistan’da yasaklandı o da kısa bir süreliğine.

               Peder  Hıristiyan ve Müslüman diyalogunun bu kadar önemli zorluklarla karşılaştığı bir dönemde  bu yasakların probleme  yardımcı olmadığını üzüntüyle belirtti.

            Ürdün Kraliyet Stratejik Araştırmalar Merkezi müdürü Aref Ali Nayed, merkezinin İslam ilahiyatçılarının girişimiyle Hıristiyan liderlere kısa bir süre önce bir mektup yazdığını anlattı. Mektubu dünyadan 200 dolayında müftü ve imamın imzaladığını anlattı. En büyük Hıristiyan topluluklarının liderlerinin cevapları şimdilik zayıf. Vatikan baştan savma bir cevapla geçiştirdi, Moskova Patriği susuyor, Protestan kiliselerinden bir tepki yok. “Dünya, diyaloğun önemini çok konuşuyor ama karşılıklı konuşmak gerçekleşmiyor” tespitini yapıyor Nayed. “Nursi’nin kitapları belki bu yüzden dünyada bu kadar popüler. Onlarda düşünce yarışı yok,  ortak tutum arayışı var”.

              ÜÇ KİŞİDEN FAZLA TOPLANMANIN ZARARI HAKKINDA

               Nursi'nin yasaklanmasını bir şekilde açıklayan Rusya'daki o uzmanlar sempozyumlara gitmezler ve adlarını da açığa çıkarmazlar. Onlar, ağdalı üsluplu kitapları okumak ve birbirlerini manevi olarak desteklemek için bir araya gelen Nur Talebelerinin tehlikeli grup olduklarını düşünüyorlar. Sempozyumu düzenleyen komitenin başkanı Faris Kaya bunu saklamıyor “İnanç öğretisinin karışık konularını beraber öğrenmek için insanlar toplanmayı sıklıkla tercih ediyor. Dağınık dünyada normaldir bu”!

Rusya'da aynı düşünceden olup da resmi olmayan gruplar şüphelidirler. Ben Amerikalı uzmanların, taraflarının beraber yemek yediği her türlü dini topluluk tehlikelidir raporunu okuma fırsatını da buldum. İki bin yıl önce ibadethanelerinde yemek yiyen İsa ve havarilerini de böyle tehlikeli bulmuşlardı.

           Bundan başka Rus uzmanlar nedense Nur Talebelerini Türk milliyetçiliğinin dünyadaki propagadancıları sayıyorlar. Aslında Türkiye'de milliyetçilikten daha uzak başka bir topluluk  bulmak zordur. Aynı uzmanlara göre Nur Talebeleri dünyayı okullar ağıyla örüyorlar bunda onlara sınır dışında ABD'de yaşayan Nursi'nin güçlü öğrencisi Gülen yardımcı oluyor. Uzmanlardan biri memnuniyetle 'Bereket versin Rusya Türk okulları nerdeyse hepsi kapandı' dedi.  

          İşte böyle. Rusya başkanı Putin Ömer Hayyam'ı, Nizami'yi, Firdevsi'yi, Rumi'yi okuyabilir fakat yalnızken. Ama Rusya’da Kur'an veya Nursi okunmaz ,üstelik inananların meclisinde. Adalet o yüzden dünyada felsefi bir kategori olarak kalıyor hukukun kavramı olarak değil.

       

*Vernadski – Vladimir İvanoviç(!863 San Petersburg - !945 Moskova). Yirminci yüzyılın önde gelen Rus bilim adamı. Tabii bilimci, mütefekkir ve toplum adamı, birçok bilimsel okulun kurucusu. Rus kozmolojisinin temsilcilerinden biridir.

 

NADEJDA KEVORKOVA

____________________________________________________________________________________________________

 

 

© gencnur.com