Cenab-ı Hakk, Rahmet ve
İnayetiyle Hak Yolda Olanlara Yardım Ettiği;
Şeytanların Îcad Cihetinde Hiç Bir Medhalleri
Olmadığı Halde, Galip Gelmelerinin Hikmeti
Nedir?
Hikmeti ve sırrı
şudur ki: Ekseriyet-i mutlaka ile dalalet ve
şerr, menfîdir ve tahribdir ve ademîdir ve
bozmaktır. Ve ekseriyet-i mutlaka ile hidayet ve
hayır, müsbettir ve vücudîdir ve imar ve
tamirdir. Herkesçe malûmdur ki: Yirmi adamın
yirmi günde yaptığı bir binayı, bir adam,
bir günde tahrib eder. Evet bütün âzâ-yı
esasiyenin ve şerait-i hayatiyenin vücuduyla
vücudu devam eden hayat-ı insan, Hâlık-ı
Zülcelal'in kudretine mahsus olduğu halde; bir
zalim, bir uzvu kesmesiyle, hayata nisbeten
ademî olan mevte o insanı mazhar eder. Onun
için "Et-tahribü eshel" durub-u emsal
hükmüne geçmiş.
İşte bu
sırdandır ki: Ehl-i dalalet, hakikaten zaîf
bir kuvvet ile pek kuvvetli ehl-i hakka bazan
galib oluyor. Fakat ehl-i hakkın öyle muhkem
bir kal'ası var ki, onda tahassun ettikleri
vakit, o müdhiş düşmanlar yanaşamazlar, bir
halt edemezler. Eğer muvakkat bir zarar
verseler, VEL AKİBETU LİL MUTTAKİN sırrıyla ebedî bir sevab
ve menfaatle o zarar telafi edilir. O kal'a-i
metin, o hısn-ı hasin ise, şeriat-ı
Muhammediye (A.S.M.) ve sünnet-i Ahmediyedir
(A.S.M.).
(13. Lem'a)
|