İnsan Her İstediği
Şeye Elini Uzatıp, Hevesine Tabi Olup Her
Çeşit Zülmü Sefaheti Yapabilir mi?
Bir zaman iki adam,
Cennet gibi güzel bir memlekete (şu dünyaya
işarettir) gidiyorlar. Bakarlar ki: Herkes ev,
hane, dükkân kapılarını açık bırakıp
muhafazasına dikkat etmiyorlar. Mal ve para,
meydanda sahibsiz kalır. O adamlardan birisi,
her istediği şeye elini uzatıp, ya çalıyor,
ya gasbediyor. Hevesine tebaiyet edip her nevi
zulmü, sefaheti irtikâb ediyor. Ahali de ona
çok ilişmiyorlar. Diğer arkadaşı ona dedi
ki:
"Ne
yapıyorsun? Ceza çekeceksin; beni de belaya
sokacaksın. Bu mallar mîrî malıdır. Bu ahali
çoluk çocuğuyla asker olmuşlar veya memur
olmuşlar. Şu işlerde sivil olarak istihdam
ediliyorlar. Onun için sana çok ilişmiyorlar.
Fakat intizam şediddir. Padişahın her yerde
telefonu var ve memurları bulunur. Çabuk git,
dehalet et" dedi. Fakat o sersem inad edip
dedi:
"Yok, mîrî
malı değil, belki vakıf malıdır,
sahibsizdir. Herkes istediği gibi tasarruf
edebilir. Bu güzel şeylerden istifadeyi
men'edecek hiçbir sebeb görmüyorum. Gözümle
görmezsem inanmayacağım" dedi. Hem
feylesofane çok safsatiyatı söyledi. İkisi
arasında ciddî bir münazara başladı. Evvelâ
o sersem dedi:
"Padişah
kimdir? Tanımam."
Sonra arkadaşı ona
cevaben: "Bir köy muhtarsız olmaz. Bir
iğne ustasız olmaz, sahibsiz olamaz. Bir harf
kâtibsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki,
nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz
olur? Ve bu kadar çok servet ki, her saatte bir
şimendifer (Haşiye) gaibden gelir gibi
kıymettar, musanna' mallarla dolu gelir. Burada
dökülüyor gidiyor. Nasıl sahibsiz olur? Ve
her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler
ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler,
damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar
nasıl mâliksiz olabilir? Sen anlaşılıyor ki,
bir parça firengî okumuşsun. Bu İslâm
yazılarını okuyamıyorsun. Hem de bilenden
sormuyorsun. İşte gel, en büyük fermanı sana
okuyacağım."
(Haşiye): Seneye işarettir. Evet
bahar, mahzen-i erzak bir vagondur, gaibden
gelir.
O sersem döndü
dedi:
"Haydi padişah
var; fakat benim cüz'î istifadem ona ne zarar
verebilir. Hazinesinden ne noksan eder? Hem
burada hapis mapis yoktur, ceza
görünmüyor."
Arkadaşı ona
cevaben dedi:
"Yahu şu
görünen memleket bir manevra meydanıdır. Hem
sanayi-i garibe-i sultaniyenin meşheridir. Hem
muvakkat temelsiz misafirhaneleridir. Görmüyor
musun ki, her gün bir kafile gelir, biri gider,
kaybolur. Daima dolar boşanır. Bir zaman sonra
şu memleket tebdil edilecek. Bu ahali başka ve
daimî bir memlekete nakledilecek. Orada herkes
hizmetine mukabil ya ceza, ya mükâfat
görecek." dedi.
* * *
|